Şarkı Söyle Dans Et
Şarkı Söyle Dans Et

Şarkı Söyle Dans Et (OM2764)

Fiyat : ₺86,73

Herkese tekrar merhaba! Karamela Sepeti ve sonrasında yayınlanan Müzikolaj kitapları beşer yıl ara ile sizlerle buluşmuştu ve aradan bir beş yıl daha geçti. Yeni şarkılar, oyunlar, deneyimler birikerek elinizde tuttuğunuz bu kitapta bir araya geldi.

Daha önce yayınlanan kitaplarda yer alan şarkı ve ders süreçleri binlerce meslektaşım tarafından derslerde işlenerek eğitim literatürümüze yüz binlerce çocuğun hayatında yer eden şarkı ve oyunlar kazandırdı, gittiğim bir tatil beldesinde kumda oynayan bir çocuğun arkadaşına Çiko Çiko La La oyununu ve şarkısını öğretme sürecini uzaktan izlerken hem keyiflendim hem de atılan oyun tohumlarının nesilden nesile nasıl gelişerek taşındığına şahit oldum yaşadığım gurur ve keyifle. Şarkıların, oyunların ve dansların herhalde en anlamlı ve kalıcı olanları çocuktan çocuğa aktarılanları olsa gerek çünkü biz büyüdükçe içimizden geldiği gibi oynamayı unutuyor ve kurallarını başkalarının koyduğu bizlere dayatılan bir hayat oyununun içinde buluyoruz kendimizi.

1872-1945 yılları arasında yaşamış Hollandalı kültür tarihçisi Huizinga’nın ilk defa 1938’de

yayınlanan eseri Homo Ludens: A Study of Play Element in Culture (Homo Ludens : Oyunun Toplumsal İşlevi Üzerine Bir Deneme, Çeviren: Mehmet Ali Kılıçbay, Ayrıntı Yayınları, 2010) adlı eserinde homo faber (yapımcı insan) ve homo sapiens (düşünür insan) ikilisinin karşısına üçüncü bir insan olarak homo ludens’i yani "oyuncu insan”ı çıkarmıştı. Ona göre oyunlar, kültürlerin parçası değil, kültürler oyunların toplamıydı; yani kültürden önce oyun vardı. Huizinga, "Her şeyden önce oyun gönüllü bir eylemdir.” diyor. Oyun oynayan topluluk bunu bir emir üzerine değil, özgürce yapar. Emirle oynanan oyun, oyun olmaktan çıkar.

Yani oyunun ilk özelliği "özgür olmasıdır, hatta özgürlüğün kendisidir.” Çocuklar ve hayvanlar oyun oynar çünkü bundan keyif alırlar ve "elbette özgürlükleri burada yatar.” Yetişkinler için ise oyun, gereksizdir; boş iştir; "boş zamanlarda” oynanır. Büyüklere göre oyun, verdiği keyif bir gereklilik hâline geldiği ölçüde oyun gereklidir. Her zaman ertelenebilir. Hiçbir zaman fiziksel bir ihtiyaç, ahlaki bir görev ya da asli bir amaç değildir. Ancak kabul edilmiş bir kültürel işlevi, bir ritüel hâline dönüşmüşse zorunluluk, gereklilik ya da görev olarak algılanır. Yani aslında yetişkinler de oyunlar oynar ama kurumlaşmış olanlarını.

Platon Yasalar adlı eserinde "Oynar gibi yaşamalı, oyunlar oynamalı, şarkı söylemeli, dans etmeli. Böylece tanrıların gönlü alınmış olur ve insan kendini düşmanlarına karşı savunur, yarışma kazanır.” diyordu.

Şarkılar söylenmeli, danslar edilmeli, oyunlar oynanmalı, acıların yarıştırıldığı günümüzde bize yaşamayı hissettiren en saf, en çocuk, en gerçek, en kendimiz olduğumuz anları yaşamak ve çocuklarımıza yaşatmak için...